KADIN VE YAŞAM

Kadın olmak kolay değildir. Her yerde her ülkede zordur bence neden mi ne kadar özensiz bir görüntüye sahip olsan bile olmadık zamanda olmadık yerde karşına neler çıkabilir bilemezsin hissedemezsin ama sana yaşatırlar bunları.. Gündemimiz bir kızın bu hayatta hiç hak etmediği vahşetle sarsıldı. Şimdiye kadar neden sarsılmadı bilmiyorum ama zararın neresinden dönülse kar olacağını düşünmekteyim. Etrafta kimselere güvenilmez oldu evet kesinlikle kimse kimseye güvenmiyor artık. Bu sadece kadın erkek olarak değil en yakın arkadaşında olabilir en yakınındaki ailende zamanında duymadık mı sanki para için kızını satan insanları ki ben bunların bittiğini hiç düşünmemekteyim hala bir yerlerde var böyle insanlar sadece gündemi oluşturmadılar en yakın zamanda yine düşerler meydana. Ne olacak bu böyle sokağa çıktığımızda öğlenmiş akşammış diye bir şey yok korkuyorsun her daim. Kimin ne yapacağını kestiremiyoruz. İnsanlar çıldırmış gibi bunlardan sadece biri taciz tabi. Büyük şehirde yaşayıp da minibüs otobüs ya da evine dönerken peşine takılanlar olmadığını zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Bu olay güzellik değil sadece bu artık sapıklık olmuş. İnsanlar zayıf biri gördüklerinde ya da o anlık nasıl bir hissiyata kapılıyorlarsa böyle sapkın davranışlar sergiliyorlar malesef. Üzülüyoruz hepimiz içimiz acıyo neden insanların hayatında korkunçluk yaratmak isteğindeler neden böyle davranışlar diyoruz ya senide doğuran bir kadın hiç mi düşünmüyorlar bunu . Şu hayatta çocuk yetiştirmek geleceğin bireylerini hayata katmak sizlerin elinde anneler, anneler cahil olmazsa böyle sapkın davranışlar da olmaz diye düşünmekteyim. Bir çocuk büyürken nasıl bir hayat yaşadıysa ki bu hayatı yaşarken dövülüp, bağırılıp, kavgalı ortamda büyüdüyse o çocuktan ilerleyen dönemde sizin istediğiniz o düzgün giyinimli efendi bir birey beklemeyin bence çünkü o bugünün bireyi çocukluğunda zaten bir travma geçirmiş. O travma bir gün bir şekilde hayatında kullanacak er ya da geç bu sebepten dolayı çocuğunuzu çocuklarımızı güzel yetiştirelim. Onlara mutluluğu, sevgiyi, tatlı bir hayatı anlatalım yaşatalım ki herkes korkusuz bir hayat ve mutluluğu yakalasın…

PİŞMANLIK MI ?

Pişmanlık neden duyulur ki insan pişman olacağı bir şeyi neden yapsın eğer pişman olacaksa yapmaz zaten. Öyle olmuyor bazen o an pişman olmadan yaptığın söylediğin herhangi bir durumdan ilerleyen zamanda genelde pişman olunur hatta öyle ki bazen çocukluğuma ver derler önceki yapılan hatalar için. Olmuyor ya bazen yaptıklarımdan pişman olacağımızı bile bile yapmaya devam ediyoruz belki söyleyemediğimiz mecburiyetlerden dolayı ama yapıyoruz işte durduramıyoruz kendimizi olması gerektiğini düşünüyoruz öyle olmasını istiyoruz o anda buna inanmışız çünkü ya da inandırıldık birileri tarafından.. Önemli mi peki bu durum? Belki şuanda değil ama aslında önemli ilerleyen zamanda şuanda hoşçakal demek zorunda kaldıkların senin canını yakacak şimdi hatta pişmanlık duyacaksın kendine ama yapmalısın pişman mıyım dersem eğer HAYIR değilim. Yine olsa yine yaparım şuanda vazgeçtiklerim bana daha güzelliklerle geleceğine inanıyorum. Hissediyorum öyle olacak daha da güzelliklerle birlikte daha güzel sevgilerle birlikte olacak bir kere mi sevgi olur sanki sevgide o anda yaşadığının daha önce olmadığı için en büyüğü zannedersin ama değişir o da değişir yaşam gibi mevsimlerin değişimi gibi şuanda sonbaharı hissedip kışla üşürken ilkbaharla için kıpırdanıp yazla coşar…

BENCİLLİK

İnsan nedir? diye sorsam kendime ilk olarak nedense bencil yaratılmış bir varlık olarak düşüncelere kapılmaktayım. Hep bana hep bana demekten başka bir şeyi düşünmemekte son zamanlarda.Yıllar boyunca, sanki şu dünya bizim için yaratılmış gibi ona sahip olmaya hatta değiştirmek için çalışmaktayız. Fakat içinde bulunduğumuz evren de ne kadar küçük bir yere sahip olduğumuzu görmemek imkansız. İşte bizi bu görüşten alı koyan şey bencilliğimiz, belkide insanı insan yapan şey.

İnsan tabi sırf bencil varlık olarak düşünmemek lazım ama nedense günümüzün son zamanlarında herkes arasında kıyasıya bir yarış ve kendini diğerlerinden üstün görüp en yakınındakileri bile küçümser bir hal almakta neden böyleyiz? Biz neden bencil insanlar olduk bunu hep birlikte yapıyoruz ama bir ya da iki kişiyle olan bir şey değil artık bu herkesin bir tutum bir ahenk edasıyla oluşturmuş olduğu yapısal sisteme dönüşmüş gibi çok hızlı türeyen bir varlık oldu. Bizler eskiden de mi böyle bir tutumdamıydık? Hayır zannetmiyorum büyüklerimden dinlediğim kadarıyla eskiden bu kadar bencil bir ortam olduğunu hiç düşünmek istemiyorum yakıştıramıyorum belki de bu bencillik kavramını. Aklımda hep bencillik o kötü savaşçı kendinden başkasını düşünmeyen adamlara laik görürdüm ama şimdi öyle değil şimdi o adamlar değil o kadınlar o çocuklarda dahil oldu bu hızlıca yayılan kavrama.

İnsanlar inanışlarından uzaklaştıkça sanki daha çok bencil oldu daha kendi yapısını düşünen varlıklar olarak karşımızda bulunmakta son zamanlarda. Eskiden dinimize , geleneklerimize , göreneklerimize daha bağlıydık oysa şimdi onları gözümüzde adeta banal dediğimiz basit bir kavramla özdeşleştirir olduk .Biz bizi görmüyoruz artık biz dışarıdakileri görüp onu kendimizle bütünleştiriyorum ve kendi inanışımızı yaşatan ve yaşayanları da ben senin gibi basit düşünceleri kaybedeli çok oldu kendini biraz geliştir der olduk oysaki asıl onun davranışı doğru iken biz onu dışlıyoruz kendi inanışımızı yaşatıyor diye evet çok yazık biz böyle değil biz bu kadar bencil değildik ne ara olduk bilmek istemiyorum hele inanmak hiç istemiyorum.

YENiDEN

Hayat bize yeniden deme şansını her zaman vermez ama verdiğinde bu şansı kaçırmadan yerine getirmeliyiz. İnsanlar neye nasıl yaklaşcakşarını çoğu zaman bilemeden başkasına danışarak karar kılmaya çalışırlar. Sözde kendilerini rahatlatma havası içindedirler. Nedense ben böyle olamıyorum hep kendi aklıma koyduğum gibi yapar kimseye danışmayıda sevmem. Ama nedense benim karşımdaki insanlar tam tersi bana danışıp akıl alırlar. Evet bu güzel sizin düşüncelerinizden duygularınızdn yararlanıp kendi yollarını şekillendirmeye çalışmaktalar . Güzel ama ne bileyim yine de insan kendi bildiğini yapmalı kendi duygusunun ya da düşüncesinden devam etmeli yoluna tabiki başkalarının düşüncelerinden yararlar ondan yardım iste paylaş hatta sırası geldikçe ama kendi hissiyatını derinlerindekini yaşa başkasının seni yönlendirmesine neden izin veriyorsunuz? Vermeyin .. Dinle öğren ama verme. Hayat senin karşına yeniden başka şekilde yollar sunacak birşekilde bunu doğru zamanda geldiğinde uygula emin ol senin düşüncen benimkinden sana daha faydalı hale gelicek böylelikle kendi kararlarında ilerledikçe her zaman daha emin olucaksın hayatta yeniden dene yaşa gör.

HAYAT

Zordur kimileri için hayat..Aslında kimileri için demiyelim biz ona hepimizin için zordur. Hergün bir dert hergün bambaşka bir güzellikte vardır tabi hepimizin hayatında o an gelir ve mutluluk kapımızda bizle birlikte devam eder. Günümüzde abartı yaşam gösterişli yaşam insanlara ve özellikle gençler Arasında çok hızlı yayılmakta durumu olan olmayan herkes birbirine de ister istemez özenmekte… Aynı küçük bir çocuğun bir oyuncağı isteyip de alamadığında nasıl ağlarsa şimdi artık bu çocuk büyümüş olsada istekleri bitmiyor hatta aynı küçük çocuklar gibi direnmekte istediği olana kadar gereksiz Davranışlar sergileyerek dikkatleri üstlerine çekmeye çalışmakta her zaman yaşadığımız hayata binlerce şükretmeliyiz bu hayatta çünkü kimileri için imkansız olarak ulaşılamaz bir hayattır bu hayatınızdan şikayet etmeyin hayatımızı nasıl güzelleştireceğimizi güzel kalbimizle yaşatalım. Hayat o küçük kalbimizde yaşanılan dev hayattır bunun anlamlaştırmak bizlerin elinde..

BEKLEYİŞ

Her zaman bir istediğin ve bir an önce olsun diye sabırsızca beklediğin anlar vardır hayatımızda. Tabi insan doyumsuz hep bu son bir daha bu şekilde büyük isteklerim olmayacak der fakat yine istemeye devam eder. Peki bunlara karşın biz ne yapıyoruz? Bekliyoruz bazen daha çabuk gerçekleşiyor bazen çok daha uzun süre sonra belki de bizim için doğru olacak bir zamanda gerçekleşmiş oluyor. Sonuçta öyle ya da böyle bir emek sonucunda beklediğine değer bir durum karşında olmuş oluyor. Bazen çok diretiyoruz sınırları zorluyoruz bu sadece iş anlamında değil duygusal anlamda da böyle bir sevgiliyi beklemek çok zor olabilmekte gerçek aşk dediğimiz şey nasıl bir şey acaba evlendiğin kişiyle olan aşk mı yoksa asla evlenemeyeceğin ama kalbinde yaşattığın o dev aşk mı ? Bilemeyiz bunu belkide biliyoruz ama dile getiremiyoruz, getirmeye korkuyoruz. İnsan o çok değer verdiği her anını her duygusunu verdiği sevgisini bulamayınca başkalarına karşı artık güvenmemeye başlıyor. Her aşk ya da sevgi de yine üzülen olmaktan korkar olmuş. Bekledim dersin çok bekledim hatta ümitsizliği bekledim ama bekledim. Ne için bekledin ? İçinde yaşattığın o küçük ama insanlara karşı olan dev bir dağ gibi büyük ve heybetli sevgini beklettin. Ben beklemekten vazgeçmem her zaman benim için doğru olacak olan bir şey var ve onu bekleyeceğim ne de olsa belki şuanda olamayacak ama er ya da geç bu beklentilere değecek o kadar kırgınlık kırıklıklar varken ortada bunlara değen bir beklenti olacak ben buna inanıyorum hemde çok inanıyorum. İstiyorum da Allah benim bu isteğimi er ya da geç duyup benim için bu beklentinin sonucunu yaratacağına inanıyorum..

HERKESİN FARKLI HAYALİ

Bir yeni kitaba başlıyoruz ve içindeki yepyeni dünyalar yepyeni kişiler yaratıyoruz. Kim okusa o kitabı bambaşka yorumlarla bambaşka dünyayla okumakta ne de olsa herkesin kendi dünyasındaki hayatları birleştirme belkide kitaplar. Hiç yaşanmamış bir olayı belkide kendinizi düşünüp kahramanı siz olurken belki de sizin de yaşamış olduğunuz bir olayı başka kişiler yaratıp onlara giydireceksiniz. Kitaplar çok değişik duygularınızı hareketlendirecek görsellikten daha fazla sizin kendi dünyanızda farklı ışıklar yakacak. Şimdiki zamanlar da bana göre eskiye oranla daha çok kitap okuyan bir kesim var neden mi diyecek olursanız bu kadar teknoloji ürünü olduğu için belki çoğu kişinin kitaplardan uzaklaştığını düşünebilirsiniz ama öyle değil insanlar artık daha bağlandı kitaplardaki hayatlara biz kitaplarla daha çok şey öğrenip daha çok düşüneceğiz kendimizi farklı kalıplardaki dünyalara bırakacağız. Daha çok okumalıyız daha çok bilgilendirilmeliyiz. En yakın arkadaşım kim desem belki kilişe  olacak ama bunu çok samimi bir şekilde yazıyorum buraya benim en yakın arkadaşım kitaplar ve o hayatlar. Arkadaş kavramı çok farklı evet çok arkadaşım var ama güvendiğim arkadaşım yok. Arkamı döndüğümde hep kötülüğümü isteyen arkadaşlar ya da kullanmalık arkadaşlar hepsi ama kitaplarım hep benimle ve bana çok farklı dünyalar yaşatmakta sıradan bir arkadaş gibi yok o ne yaptı yok son resmimi neden beğenmiyorsun gibi saçmalıklar peşinde koşan insanlardan değil kitaplar, onlar bizim en güvenilir arkadaşlarımız sizde okuyun sizde o farklı yaşamlardaki tutkuları , mutlulukları , sevgiyi , aşkı tadın dostlar…

Herkese keyifli okumalar 🙂

ÖLÜM İLE YAŞAM ARASINDAKİ ÇİZGİ

Ölüm hiç de akla gelmez yaşamak varken ölmek niye ki.. En güzel anlarını yaşarsın sanki hiç ölmeyecekmiş gibisindir hep hayatta kalıp iyilikleri, kötülükleri hep görecekmiş gibi hiç bitmeyecek gibi yaşam ama aslında o öyle olmayan bir hayaldi. Ben ölmek kelimesini hiç kullanmamaya gayret ederdim hayatımda ne zamana kadar biliyor musunuz o arabanın bana çarpıp havada beş takla atana kadar böyleydi ölmek yoktu hayatımda sadece çok sevdiğim kişileri kaybettiğimde kullandığım bir kelimeden ibaretti. Şimdi ne mi oldu artık çok kullanır oldum çünkü o beş taklada hem ölebilir hemde sakat kalabilirdim ama Allah korudu ki her ikisi de olmadan ufak morluklar ve çiziklerle atlattım. Kendim bile inanamıyordum kaldırımda yürürken arabanın çarpması sonucu nasıl arabanın altında kaldığıma inanılması güç bir olaydı. Polisler bile inanamamıştı nasıl hayatta olduğuma evet o anda bir mucize gerçekleşti ve hayatta kaldım. O arabanın çarpma anında işte o an her şeyin bittiğini hissettiğim ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgideydim her şey bitti dedim evet gidiyorsun asıl olan gerçek hayata burada ki sahte yalan hayattan gidip gerçek ve sonsuz bir hayata gidiyorsun diye saniyeler içinde akla hayale gelmeyecek şeyleri düşündüm. Nasıl oldu bilmiyorum şuan da o kadar saniyeyi düşünerek hareket etsem inanın ki düşünemem o yaşanılan koskoca hayatı sen saniyelere sığdırıyorsun. Demek ölüm çok korkutucu bir yer edinmiş hayatımızda o ince çizgi de ben hayatımı gördüm yapmak istediklerim ve yapamadıklarım hepsi benle yaşadı. Ambulansla hastaneye giderken, hastanedeyken , polisle geldiğinde o kalabalık içinde karanlık bir boşluktaydım sanki aynı bir film sahnesi gibi görüntüler var herkes sana bir şeyler sorup nasıl olduğuna bakıyorlar ama sen duymuyorsun benim ki de öyleydi vardı ama yoktu. Oradaydım ama yoktum, görüntü var ses yok… Hayat işte diyorsun birkaç gün sonra yaşadığına şükrediyorsun inanamıyorsun ve mucize oldu diyorsun herkese evet oldu gerçekten oldu ben o çizgideydim belki şu anda da o çizgide olup gidip gelenler var şuan ki dileğim o çizgiyi aşmalarını dilemek. Hatta elimizden gelse de kimse o çizgiyi yaşamasa ama yaşıyorsun o çizgide gidip geliyorsun hem hayatın hem yaşamın anlam kazanıyor belki sende kazanmadı ya da kazanmayacak ama bende kazandı ben hayattayım ve başarmak gereken çok şey var daha ben başaracağım sende sana verilen mucizeleri değerlendir ve hemen şimdi başla.. Başlamak bitirmen için sadece bir adım bu adımda hem yorulacaksın hem koşacaksın ama sonuçta mutlu olacaksın neden mi ? Sen başarmış olacaksın…

SATIŞ

Satış kimilerine göre ne kadar kolay olarak adlandırılsa da aslında çok zor bir meslek. Satışçı bence bir firmanın ana damarı o olmadan firma, firma olamaz. Günümüzde her geçen gün daha da önem kazanmakta satış çünkü rakipler çok ve her geçen gün kendini yenileyen bir dünya ile karşı karşıya bulunmaktayız. Her zaman başka planlarını da sıralamak zorundasın hatta bir ürününü piyasaya çıkarttığın vakit o ürünün artı özelliklerini de kendi bünyende barındırıp rakiplerine karşı kozunu kullanmak zorundasın. Sonuçta satış yapacağımız bir piyasa var karşımızda bazen devlerle karşılıklıyız bazen de o çiroz dediğimiz küçük firmalar olacak tabi küçük deyip önemsememek olmayacağı gibi büyük deyip piyasadan çekilmede yapmayacağız biz SATIŞ yapacağız. Bunun için çok çalışıp kendimizin ve firmamızın en iyi yerlere gelebilmesi için hep önde olmalıyız. Tabi satış sadece satmak demek değil duygulara hitap ederek karşı tarafı etkileme sanatıdır.Biz bir satışı ne kadar hoş yaparsak karşı taraf bundan etkilenip çok daha kolay bir satış da gerçekleştirmek mümkün.

Ünlü bir satış gurusu şöyle der: “işletmelerde satış sadece mantığa göre değil, duygulara da seslenerek gerçekleşir.” Buna katılmamak mümkün değil, gerçekten de müşteriler sadece ihtiyaçları oldukları için satın almazlar. Şayet böyle olsaydı, zengin bir ailenin birbirinden farklı marka ve modellerde 3-5 tane otomobili olmazdı. Yani tüketicinin mantıksal amacı sadece bir yerden bir yere ulaşmak olsaydı tek ve ucuz bir araba ile bu sorunu kolaylıkla çözebilirdi. Satışçı bu duyguları iyi bilerek hareket etmelidir.

Sonuç olarak, ikna yeteneği, bugün olduğu gibi, gelecek yıllarda da tüketicileri etkilemeye ve ürünleri satın almaya teşvik edecektir. Satış sürecinde bu belirleyici rolün hızla değişen kavram ve kuramlara rağmen etkisini sürdürmeye devam edeceğini düşünüyorum. Her zaman istek dışında da satış olacağı için bilgilerimizin yanında duyguları da hareketlendirecek satışlar yapmanız dileğiyle …

İNOVASYON

İnovasyon Nedir?

İnovasyon bilim ve teknoloji dünyasının son yıllarıda en güncel sözcüklerinden biri. Anlamını karşılayacak tam bir Türkçe sözcük olmadığı için zaman zaman “yenilenme” olarak adlandırılan, ancak bu durumda sadece eksik değil, yanlış da anlaşılabilen bir terim. İnovasyon, “yeni ve değişik birşey yapmak” anlamındaki Latince “innovare” kökünden türetilmiştir.

İnovasyon “bilim ve teknolojinin ekononomik ve toplumsal yarar sağlayacak şelikde yenilenmesi” anlamına geliyor. Türkçe karşılığı olarak kullanılan “yenilenme” sözcüğü inovasyonun ancak bir kısmını tanımlayabilmekte. İnovasyon denilince, bilim ve teknolojiyi kullanırken, çıktılarında ekonomi ve topluma yönelik yarar yaratması da özellikle vurgulanıyor. Tanımlamaya bakıldığnda bilim ve teknoloji politikalarındaki kısa ve uzun vadeli hedeflerin de inovasyon ile aynı olduğu düşünülebilir. Çünkü her ikisinde de toplumsal yarar amaçlamaktadır. Peki inovasyonu diğerlerinden ayıran nedir?

İnovasyon kendi başına ayrı bir etkinlik değil. Bilim ve teknoloji etkinliğinin tüm süreçlerini kapsıyor. Ancak inovasyondan beklenen, bilim ve teknoloji etkinliğinde bir fikrin kuram, eylem ve sonuç bakımından yarara dönüşmesi ve belki de anlam bakımından çok önemli olmak üzere bu yararın pazarlanabilir, somut bir çıktı ile birlikte olması. Dolayısyla, inovasyon basit anlamlı bir yenilenme değil, yenilenmenin kuramsal aşamasından başlayark yenilik ürününü de içine alan ve pazarlanabilme niteliğini kabul eden bir süreç.

Bu kadar geniş bir kuram, eylem ve çıktı süreçlerini içine alan etkinliğin her ülkenin, her bilimsel araştırma alanının, her sanayi ünitesinin kendi özelliklerine göre oluşturması doğal bir beklenti. Yani inovasyon duruma göre, yerel ve ulusal özelikleri olan bir etkinlik. Ülkeler ulusal öncelliklerine göre kendi inovasyon stratejilerini çizmek zorunda. Bu ise pek kolay değil. İktidar, beyin gücü, üniversite, planlama, olanaklar, sanayi, teknoloji, endüstri ve piyasa gibi tüm elemanlar inovasyonun içinde yer alan parçalar. Neredeyse bir ülkenin bilim ve teknolojisinini tüm elemanlarını içine alması gereken inovasyon etkinliğinin yürüyebilmesi öncelikle toplumun her kesiminin ve iktidar erkinin olayı benimsemesi ve desteklemesi ile yürüyebiliyor.